İÇSEL BİR KARMAŞANIN PROJEKSİYONU 1996 - Bölüm #02
- ozkantong
- 29 Ara 2021
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 16 Nis 2022
Yazar: A. Özkan Tonğ
Yıl: 1996
Sevgiler vardı bir zamanlar tarlalarımda
Küçük tohumlardan yükselen mavi semalara
Her birin özenle toprağın rahmine yerleştirirdim
Emeğimle büyütür, başakların açışın seyrederdim
Ben ki bir çiftçi bolayım sevgi bağlarında
Sen ki kara toprak bolasın, sâdık yârim, tâ Toroslara
Ben verdikçe, sen al, sen aldıkça bana ver
Sevgimiz büyüsün tohumlardan izin ver
Ben ki bin kölen bolayım sonsuz yıllara
Sen ki tek kölem bol, bin uçsuz kırlara
Zira sen bolmasan, ben aç, susuz, sefil
Zira ben bolmasam, sen tek, susuz, sefil
҉
Sevgiyi ilk ne zaman tattık hayatımızda? Belki en ilk olanını söyleyemeyiz ama ilklerin arasında çocukluğumuzdan kalan birkaç isim sayarız. Onlar “Sevgi” değil ki! Onlar “İlk Aşk”tı! Ben ise Gerçek Sevgi’yi arıyorum, peki nerede?
Öğlene kadar şurada burada oyalandıktan sonra geri dönüp evde kara kara düşünmeye başladım. Televizyon kapalıydı. Holde omzumu duvara verip, elimdeki soğuk biranın parmak uçlarıma Aralık ayazından daha keskin bir soğuk aktardığını hissettiğim sırada ayaklarımın altından aşağıya inen iki basamaktan, geniş, ince motifli sarı siyah renkli Kayseri dokuma halısının üstündeki koltuk takımına kadar açılan salonun güneye bakan büyük perdesiz penceresinden görünen Göztepe açıkları ve uzaktaki adaları geçip diğerlerine giden içi mutlu, umutlu insanlarla dolu ada vapuruyla, bu vapurun akşam üzeri alacalığı nedeniyle yakılan ölgün ışıkları altında öpüşen âşıklarıyla muhteşem bir görüntü oluşturuyordu.
Bu görüntü beni o kadar etkilemişti ki sabah yaptığım hazırlıkları yeniden yapmış, sahilden Bostancı’ya doğru yürürken buluvermiştim kendimi. Hüzünlü aydınlık gitmiş, vahşi bir karanlık gelmişti ki bu bana her seferinden daha ileriye gitme isteği veriyordu.
Bostancı sonrası sahil yolu daha önceki yerlerden daha yalnızdır. Maltepe’ye doğru bir kıpırtı olsa da özellikle Dragos’tan sonra ölü bir yaşam başlar. Dik tepelerin bitiş noktasından başlayan asfalt yol, ortamın ışıksızlığından Yalova’daki ışıkları sayabilseniz de kimsesizliğinden vicdanınızın sesini duyabilseniz de şimdiye kadar Kartal’a gitmekten başka bir iş için kullanılmamıştır. Belki de bu insanlar başka yerlerde de Yalova’daki ışıkları sayabiliyor, vicdanlarının seslerini dinleyebiliyorlardır.
Hayal kırıklığına uğradım. Gerçek sevgi burada yoktu. Sessizlikte de, uyuyan tinerci çocukların arasında da, eşsiz manzarada da… Saat gece bir olmuştu ve ben evime dönmek üzereydim…

Bostancı’ya vardığımda karnımın oldukça acıktığını fark ettim. Ben de bunun üzerine eskiden kokoreççilik yapan fakat sonraları ticaret ve işletme mantığı gereği yanında başka şeyler satarak biriktirdiği parayla arkada boşalan dükkânı alıp kendi yerini genişletip daha kârlı olur düşüncesiyle tümüyle birahaneye çevirmiş olan ve bu gelişim sürecinde, 10 senede, pek az değişmiş ve hâlâ içkiye başlamamış olan Sivaslı Rahmi Baba’ya uğrayarak hem onu uzun süre sonra bir görmüş olurum hem de eskisi kadar rağbet edilmeyen kokoreç tezgâhından bir yarım ekmekle karnımı doyururum diyerek sigara dumanından, içki kokusundan, karanlık bakışlardan geçilmeyen meyhanenin ilk basamaklarını, zaten üç taneydi, Rahmi Baba’yı arayan gözlerle çıkmaya başlamıştım ki içeriden bağrışmalar, savrulan küfürleri bastırmaya çalışan patırtı kütürtüler, acıklı çığlıklar, müşterilerin kavga ettiğini sandığım sırada olaya sonradan katılan “Rahmi Baba bir şeyin var mı” sesleri çıkageldi…
Ellerim pardösünün içinde ısınmaya çalışırken püsküllerin arasından yarısı gözüken vücudumun üstünde belli belirsiz görülen yüzüm içerinin boğucu sıcağının vurmasıyla boncuk boncuk terler arasında kalırken fötr şapkamın altından gizlice masaların arkasını, üst katı ve barı dolaşan bakışlarım sonunda ağzından kan gelen, tıkanıklı tıkanıklı öksüren, üstü darmadağın olmuş ve sarhoş olduğu her halinden belli Rahmi Baba’nın aylarca berber yüzü görmemiş, kafasının yarısını zar zor örten saçlarıyla buluştu. Üzüldüm. Belki bir öğüt, bir söz alabilirdim. Ama sarhoşların hiçbir zaman gerçek sevgi hakkında bilgileri olmadığını düşünürdüm o zamanlar…










Yorumlar